You are here: Home » Padişah Sözleri » Yavuz Sultan Selim (1470-1520) Resimli Sözler

Yavuz Sultan Selim (1470-1520) Resimli Sözler

I. Selim, bilinen adıyla Yavuz Sultan Selim, 9. Osmanlı padişahı ve 88. İslam halifesidir. Aynı zamanda ilk Türk İslam halifesi ve Hâdim’ul-Harameyn’uş-Şerifeyn unvanına sahiptir. Babası II. Bayezid, annesi Gül-Bahar Hatun, eşi Ayşe Hafsa Sultan’dır.

Vikipedi

En güzel ve Anlamlı Yavuz Sultan Selim Resimli Sözleri. Görseller resimlisozler.net tarafından tasarlanmıştır. 
Facebook , Google Plus , İnstagram , Twitter – Pinterest paylaşımları için seçilmiş en güzel ve anlamlı resimli sözler.




Yavuz Sultan Selim Sözleri

“Cesaret İnsanı Zafere, Kararsızlık Tehlikeye, Korkaklık İse Ölüme Götürür.”

“Haine Cesaret Veren Merhamet, Zulme Yakındır.”

“Devletleri Yıkan Tüm Hataların Altında Nice Gururun Gafleti Yatar.”

“Biz Bunca Meşakkate Alkış Uğruna Katlanmadık, Halis Niyetimiz Rızayı İlahidir.”

Bizim Padişahımız Allah, Vücudu Saran Elbiseye Değil, İçindeki İmana Bakar. (Sade Giyinmesinin Nedeni Sorulduğunda Verdiği Yanıt.)

“Yaralı Gönlümü, Sevgilinin Gece Renkli Zülfünün Hayaliyle Sardım. Geceleyin Merhem Bulamayan O Yaranın Vay Haline!”

Padişah-I Âlem Olmak Bir Kuru Kavga İmiş,
Bir Veliye Bende Olmak Cümleden A’lâ İmiş…

“Hava Kararsın, Herkes Evlerine Dönsün, Sokaklar Boşalsın, Ben Ondan Sonra İstanbul’a Gireyim. Fânilerin Alkışları, Zafer Takları Ve İltifatları Bizi Nefsimize Mağrur Edip Yere Sermesin!

“İsteyenler, Karılarının Yanına Dönüp Entarilerini Giyebilirler! Ben Düşmana Karşı Tek Başıma Da Gidebilirim!”

“Hasan Görmüyor Musun; Önümüzde Allah’ın Resulü Fahr-İ Kâinat Efendimiz Yürüyor! O Âlemler Sultanı Yaya Yürürken Biz Nasıl At Üzerinde Olabiliriz?” (Mısır Seferi’nde Sina Çölü’nü Geçerler İken Sultan Selim’in Atından İnip Yürümeye Başlaması Üzerine, Askerî Erkân, Hayret Ve Dehşet İçinde Kalırlar. “Atların Bile Kanının Kaynadığı, Zor Yürüdüğü Bu Çölde Sultan, Niye Atından İndi, Yürümeye Başladı?” Diye Fısıltılar Başlar Ve Akabinde Askerî Erkân Da, Mecburen Atlarından İnip Yürümeye Başlar. Paşalar, Sultan Selim’in Nedimi Hasan Can’a “Ne Olur Hünkâr’a Sor. Bu Acep Ne İştir?” Derler. Hasan Can Da, Sultan Selim’e Merakla, Bu Hâlin Neyin Nesi Olduğunu Sorunca Sultan Selim Bu Yanıtı Verir.)

“Ulemanın Atının Ayağından Sıçrayıp Bizi Boyayan Çamur, Bizim İçin Şereftir. Mübarektir. Bu Çamurlu Kaftanı, Ben Ölünce Sandukamın Üzerine Kapatın!” (Sultan Selim Ve Ordusu Adana Civarında İken Şiddetli Bir Yağmura Tutulması İle Her Yer Çamur Deryası Olmuştu. O Sırada Sultan Selim, Devrin Meşhur Âlimlerinden Kemâl Paşazade İle Yanana At Üstünde Sohbet Ederek Gidiyorlardı. Birden Kemâl Paşazadenin Atı Ürktü Ve Ürken Atın Ayağından Sıçrayan Çamur, Padişah’ın Üstünü Baştan Başa Boyadı. Kemâl Paşazadenin Çok Üzülmesine Binaen Rengi Attı. Padişah, Ona Dönerek Mütebessim Bir Çehre İle Bu Yanıtı Verdi.)

Sanma Şâhım / Herkesi Sen / Sadıkane / Yâr Olur 
Herkesi Sen / Dost Mu Sandın / Belki Ol / Ağyar Olur
Sadıkane / Belki Ol / Bu Âlemde / Dildâr Olur
Yâr Olur / Ağyar Olur / Dildâr Olur / Serdar Olur.

(Kendisine Hakaret İçeren Şiirler Gönderen Safevi Hükümdarı Şah İsmail’e Yazdığı Şiir. Bu Şiir Soldan Sağa Ve Yukarıdan Aşağıya Okunduğunda Aynı Dizeleri Verir. Dünyada Benzeri Yoktur.)

Ey Gönül! Başkasından Yardım Ve Dostluk Umarak Yaşama, Düşmandan Da Korkma! Devlet Ve Saltanat Ancak Allah’ın Verdiğidir.

Ey Canım, Eğer Sana Selimi Gibi Yüz Tane Devlet Ve Saltanat Dâhi Verilse Cihana Bağlanıp Dosttan Uzak Olma.

Sultan Selim’in Dünyadaki Son Vakitleri.. Hasan Can:
“Şimdi Allah İle Olma Zamanıdır Hünkârım.”
Yavuz Sultan Selim Han:
“Ya Sen Şimdiye Kadar Bizi Kimle Bilirdin?”

Yavuz Sultan Selim Han, “Acaba Askerim, Sahibinden İzinsiz Üzüm Veya Elma Koparıp Yer Mi?” Diye Düşünmeye Başladı. Bir Müddet Tereddüt İçinde Kaldıktan Sonra, Yeniçeri Ağasını Huzuruna Çağırdı Ve
“Ağa! Fermanımızdır. Bütün Yeniçeri, Sipahi Ve Azeb Askerlerinin Heybeleri Yoklansın. Heybesinden Bir Elma Ve Üzüm Salkımı Çıkan Asker, Derhal Huzurumuza Getirilsin” Diye Emretti.
Yeniçeri Ağası Derhal Harekete Geçerek, Saatlerce Heybeleri Araştırdı. Daha Sonra Sultan Selim Han’ın Huzuruna Gelerek,
“Hünkârım! Askerin Heybelerini Araştırdık Üzüm Veya Elma Bulamadık. Asmaları Ve Elma Ağaçlarını İnceledik Koparılma İzlerine Rastlamadık” Dedi.
Bu Habere Sultan Çok Sevindi. Üzerindeki Ağırlık Ve Zihnindeki Düşünce Kalkmıştı. Sonra Ellerini Açarak,
“Allah’ım! Sana Sonsuz Hamd Ve Senalar Ederim. Bana Haram Yemeyen Bir Ordu İhsan Eyledin” Diye Dua Etti.
Sultan Selim Han, Sonra Yeniçeri Ağasına Dönerek Şöyle Dedi:
“Eğer Askerlerim İçinde Bir Tek Kimse, Sahibinden İzinsiz Meyve Koparıp Yese İdi, Mısır Seferinden Vazgeçerdim. Çünkü Haram Yiyen Bir Ordu İle Beldelerin Fethi Mümkün Olmaz.”

Biz Sultan Selim Hanız!
Maksadımıza Ulaşmak İçin Delirmek Lazımsa, Deliririz!”

Yavuz Sultan Selim, Oğlu Kanuni Sultan Süleyman’a İki Mektup Verir. “Birini Ben Ölünce Aç, İkincisi De Beni Defnettikten Sonra Açarsın.” Der.
Vefat Ettiğinde Kanuni İlk Mektubu Açar. Mektupta, “Oğlum, Senden Tek Bir İstediğim Var; Beni Çoraplarımla Gömsünler, Başka Bir Şey İstemiyorum.” Yazmaktadır.
Kanuni, Defin İşlemini Yapacak, Din Görevlisinden Bu Vasiyeti Gerçekleştirmek İçin İzin İster. İmam Tüm Israrlara Rağmen Bunun İmkansız Olduğunu, Dinimizde Böyle Bir Şey Olmadığını Anlatır. Yavuz, Mecburen Çorapsız Defnedilir.
Kanuni İkinci Mektubu Açtığında Şu Yazıyı Görür:

“Bak Oğlum, Bir Çift Çorap Bile Götüremedim.”

Biz Mekke İle Medine’nin, O Mukaddes Ve Mübarek Yerlerin Hâkimi Değil, Hadimiyiz, Hizmetkârıyız.”

“Mektubunla Birlikte Bize Bir Tas İçinde At Pisliği Göndermişsin. Buna Karşılık Sana Bir Kavanoz Bal Gönderdim. Ne De Olsa Herkes Karşısındakine Kendi Yediğinden İkram Eder.” Şah İsmail’e Gönderdiği Mektuptan)

Demek Dünyaya Sığmayan Kafa Bir Kavuğa Sığabiliyormuş!..

Yavuz Selim Han Ve Can Yoldaşı Hasan Can, Mısır Seferine Çıkacakları Gün Kayıkla Üsküdar’a Geçerler.
“Hasan Can, Kahvaltı Yaptın Mı?”
“Evet Sultanım.”
“Yumurta Seversin Değil Mi?”
“Evet Sultanım.”
Aradan Yıllar Geçer.
Yollar, Muharebeler, İnsanlar, Şehirler.
Nihayet Mısır Seferi Biter, İstanbul’a Gelirler. Şimdi Yine Sandaldadırlar, Ama Bu Kez Yönleri Sarayburnu’nadır.
Sultan Ansızın Hasan Can’a Döner.
“Nasıl Bre?”
Cevap Işık Hızıyla Gelir:
“Rafadan Sultanım.”

Bu Seferlerimiz, Bu Sıkıntılarımız Ve Bu Perişanlıklarımız, Hep Gönülleri Birleştirmek, İslam Birliğini Temin Etmek İçindir.
Mülk Allah’ındır. Kim Allah’ın Yardımı Olmadan İstediğini Elde Etmede Zafere Ulaştığını Söylerse, Allah Onu Kahreder Ve Aşağı Derecelere İndirir.

“Dedem Fatih Gibi, Beni De Bir Kan İçici Olarak Tanıtmak İsteyecekler İleride. Oysa Adaletin Terazisi Çok Hassastır Ve İki Tarafında Gayretini Gerektirir…”

Cesaretiyle Yaşamayan Esaretiyle Ölür. 

0Shares

Bir Cevap Yazın